Vakti zamanında Oğuz boylarının hüküm sürdüğü geniş topraklarda, cesaretiyle nam salmış genç bir yiğit yaşardı. Adı Alp Kaan idi. Babası, Oğuz Beylerinden biriydi ve oğlunun gerçek bir alp olması için yıllardır onu yetiştiriyordu. Ancak bir alpin yalnızca bilek gücüyle değil, aklı ve sabrıyla da sınanması gerektiğine inanan Dede Korkut, Alp Kaan’a bilgelik yolunda bir sınav hazırladı.
Dede Korkut, Alp Kaan’ı huzuruna çağırdı ve şöyle dedi:
— “Ey yiğit! Alplik, yalnızca düşmanı alt etmekle olmaz. Merhameti bilmeyen, gerçek güçten mahrum kalır. Sana ilk sınavın şudur: Ormandaki kuduz kaplanı yakalayacaksın. Ancak onu öldürmeden, zarar vermeden bana getireceksin!”
Alp Kaan, güçlü olduğu kadar çevik ve akıllıydı. Kaplanı avlamak yerine bir tuzak kurarak onu canlı yakaladı. Gözlerine baktığında, hayvanın acı içinde olduğunu gördü. Kaplan, avlanırken bir oka hedef olmuş, yaralanmıştı. Yiğit, hayvanı iyileştirdi ve Dede Korkut’a teslim etti. Dede Korkut gülümsedi:
— “Yiğit olan yalnızca dövüşmekle değil, şefkat göstermekle de sınanır. Sen merhameti seçtin. İmtihanın ilk kısmını geçtin.”
Daha sonra Dede Korkut, Alp Kaan’ı ikinci sınav için kasabaya gönderdi. Orada üç adam bir ihtiyarın malını haksızca ele geçirmek istiyordu. Alp Kaan, hiddetle adamların üzerine atılmak istese de Dede Korkut’un öğüdünü hatırladı:
— “Güçlü olmak, her zaman kılıca sarılmak değildir. Adaletli olmak, en büyük alp özelliğidir.”
Alp Kaan, önce adamları dikkatle dinledi. İhtiyarın evraklarını inceledi ve malın gerçekten ona ait olduğunu anladı. Sonra halkı toplayıp herkesin önünde adamlara gerçeği anlattı. Adamlar mahcup oldu ve ihtiyardan özür diledi. Böylece Alp Kaan, ikinci sınavı da geçti.
Son olarak Dede Korkut, Alp Kaan’ı en büyük sınava tabi tuttu. Ona bir kese altın verdi ve şöyle dedi:
— “Bu altınlarla halkına ne yapacağını sen seç. Ancak unutma, alplik yalnızca bireysel kazançla değil, topluma fayda sağlamakla olur.”
Alp Kaan, altınları aldı ve düşünmeye başladı. Kendisine en güzel silahları alabilirdi. Ancak Oğuz obasının su sıkıntısı çektiğini fark etti. Bu yüzden altınları bir kuyu kazdırmak için harcadı. Obanın yaşlıları gelip ona teşekkür etti. Susuzluktan kırılan toprak, artık bereket saçıyordu.
Dede Korkut, Alp Kaan’ı tekrar huzuruna çağırdı:
— “Sen artık yalnızca bir alp değil, bilge bir beysin. Yiğitliğin, merhametin ve adaletin ile Oğuz’a layık bir evlat oldun!”
Ve o günden sonra Alp Kaan, yalnızca bileğinin gücüyle değil, aklı ve kalbiyle de nam salmış bir yiğit olarak Oğuz diyarında anıldı.