Uzak evrenin derinliklerinde, ışıl ışıl parlayan Küçük Yıldız adında minik bir yıldız yaşarmış. Küçük Yıldız, gökyüzüne neşe katan büyük yıldızlarla birlikte parlar, ancak bir gün diğerlerinden daha az parladığını fark etmiş.
“Ben neden onların kadar parlak değilim?” diye içini çekmiş. Geceleri gökyüzüne baktığında Ay’ın ışığı onu büyülermiş. “Keşke ben de Ay kadar parlayabilsem,” diye düşünmüş.
Bir gece cesaretini toplayarak Ay’a doğru bir yolculuğa çıkmaya karar vermiş. Küçük Yıldız, Samanyolu’ndaki ışıklı yolları aşarak Ay’a ulaşmak için yola koyulmuş.
Uzun bir yolculuğun ardından Ay’a varan Küçük Yıldız, Ay’ın yumuşak gümüş ışıklarıyla gökyüzünü aydınlattığını hayranlıkla izlemiş. Ay, Küçük Yıldız’ı görünce gülümsemiş ve “Hoş geldin küçük dostum! Ne için geldin?” diye sormuş.
Küçük Yıldız, “Ben de senin gibi parlak olmak istiyorum ama ne yaparsam yapayım yeterince parlamıyorum,” diye üzgünce cevap vermiş.
Ay, gülümseyerek “Sevgili Küçük Yıldız, benim ışığım aslında Güneş’ten geliyor. Sen de içindeki ışığa güvenmelisin. Her yıldızın parlayacağı zaman farklıdır. Sabırlı ol ve kendine inan!” demiş.
Küçük Yıldız, Ay’ın sözlerinden çok etkilenmiş ve gökyüzüne geri dönmüş. Artık kendine güveniyor ve sabırla parlamayı beklemeye karar vermiş.
Günler geçmiş, aylar geçmiş… Bir gece gökyüzünde büyük bir fırtına kopmuş. Kara bulutlar her yeri kaplamış, hiçbir yıldız görünmüyormuş. İşte tam o anda Küçük Yıldız’ın ışığı parlamaya başlamış!
Diğer yıldızlar saklanırken, Küçük Yıldız en parlak yıldız olmuş ve tüm geceyi aydınlatmış. Artık o, gökyüzünün en cesur yıldızı olarak biliniyormuş.
Ve o günden sonra her çocuk uyuduğunda, Küçük Yıldız parlamaya devam etmiş, gökyüzünü ışığıyla süslemiş.
Ve Küçük Yıldız, her çocuğa sabrın ve kendine inanmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlatmış.
Göklerdeki her yıldızın bir zamanı vardır. Sen de parlamaya devam et!